Yukarıda yarattıklarıyla Sims oynayan bir tanrı yoksa eğer, bu hayat dediğimiz şey bizzat ve şahsen herbirimizle ayrı ayrı dalga geçmektedir diye düşünüyorum. Bir gün dünyanın en mutlu insanı olup, ertesi gün herşeyimizi elimizden alıp tıpkı bir çocuğun eline kırık oyuncak verircesine özenle, her yeni gün ağzımıza sıçan bir sistemdir hayat dedikleri.
Herkesi kandırır başta, umut aşılar doğan her yeni bebekle insanlığa.. Beterin beterlerini çıkarır önümüze ki şükredelim içinde bulunduğumuz duruma..
Hayat öyle bir şey ki öncelikle ayrım yapmaksızın birinci gelen bütün spermleri kendi alemine kabul ediyor, sonra onları verdiği dertlerle zayıflatıyor, sonra doğanın pencesine atıveriyor ölüme terk edercesine, tek tek ayıklıyor. Diğerlerine nazaran daha az zayıf olanlar, bir şeyler bırakabilenler geride, kandırılıyor. Maksimum "gelecek nesillere miras olur yaptıkların, eserlerin" deniyor. Çürümüş etin binbir türlü haşarat tarafından kemirilirmezden evvel, ortalama 80 senelik bir alışma süresi vaad ediliyor sana.
tam onu anlamaya başlarken, yavaştan adapte olmaya alışırken önce fiziksel engeller veriyor birer birer, çalışan tek organın olan beynini de almadan hemen öncesinde kısa bir ruhsal aydınlanma yaşıyor insan. Sonrası hep karanlık..
Kandırılıyoruz.